İlamlı ve ilamsız takip
Mahkeme kararı olan ve olmayan alacaklar
Elinizde bir mahkeme kararı varsa ilamlı takip yapılır; bu
yolda borçlunun itirazı takibi kendiliğinden durdurmaz.
Mahkeme kararı olmadan da takip başlatılabilir; buna ilamsız
takip denir. Burada borçlu süresinde itiraz ederse takip durur ve alacaklı
mahkemeye başvurmak zorunda kalır. Çek, senet ve poliçeye dayanan takipler
ise ayrı ve daha sıkı bir usule tabidir.
Ödeme emrine itiraz
Size bir ödeme emri geldiyse; borcun tamamına, bir kısmına, faizine ya
da altındaki imzanın size ait olmadığına itiraz edebilirsiniz.
Burada sık yapılan bir hata vardır: imzaya itiraz ediyorsanız bunu
ayrıca ve açıkça belirtmeniz gerekir. Aksi hâlde imza kabul edilmiş
sayılır.
İtirazın iptali ve kaldırılması
Borçlunun itirazıyla duran takibi devam ettirmek için alacaklının
başvurabileceği iki ayrı yoldur.
Biri genel mahkemede görülür ve her türlü delille ispat yapılabilir;
diğeri daha hızlıdır ancak yalnızca belirli nitelikteki belgelere
dayanılabilir. Hangisinin kullanılacağı elinizdeki belgeye bağlıdır ve bu
seçim dosyanın hızını doğrudan etkiler.
Haciz ve satış
Takip kesinleştikten sonra borçlunun taşınır ve taşınmaz malları, banka
hesapları, maaşı ve üçüncü kişilerdeki alacakları haczedilebilir.
Maaş haczinde kanuni bir sınır vardır; ayrıca ailenin geçimi için
zorunlu bazı eşyalar haczedilemez. Alacaklı tarafında ise satış aşamasının
zamanında yürütülmesi gerekir, aksi hâlde konulan haciz düşebilir.
İstihkak iddiası
"Bu eşya borçlunun değil"
Haczedilen malın borçluya değil, üçüncü bir kişiye ait olduğu
iddiasıdır. Uygulamada en sık, borçluyla aynı evde yaşayan aile
bireylerinin eşyaları haczedildiğinde gündeme gelir.
İddianın haciz sırasında tutanağa geçirilmesi ve mülkiyeti gösteren
fatura, garanti belgesi gibi evrakın bulunması sonucu belirler.
İhalenin feshi
İcra yoluyla yapılan satışta usulsüzlük bulunduğu iddiasıyla yapılan
başvurudur. Satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmemesi ya da malın
değerinin çok altında satılması bu kapsamdadır.
Bu başvurunun süresi çok kısadır ve kimlerin başvurabileceği sınırlıdır;
taşınmazınızın satıldığını öğrendiğinizde beklemek hakkın tümüyle kaybı
anlamına gelir.
Alacaklı ve borçlu tarafında ne değişiyor?
Alacaklı iseniz: asıl mesele takibin doğru yoldan
başlatılması ve zamanında ilerletilmesidir. Elinizdeki belgenin niteliği
hangi yolun kullanılabileceğini belirler; yanlış seçim dosyayı aylarca
geriye atabilir. Ayrıca icra dosyası kendi kendine ilerlemez — süresi
içinde talep edilmeyen işlemlerde konulan hacizler düşer ve baştan
başlamak gerekebilir.
Borçlu iseniz: en kritik an, ödeme emrinin elinize
ulaştığı andır. Süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve artık
"ben bu borcu ödemiştim" veya "bu borç bana ait değil" demek sonucu
değiştirmez. Buna karşılık kanunun size tanıdığı koruma hükümleri vardır;
ancak bunların kendiliğinden uygulanmasını beklemek yerine ileri
sürülmesi gerekir.
Her iki tarafta da belirleyici olan aynı şeydir: tarih.
Bu alanda süreler gün hesabıyla işler ve kaçırıldığında geri alınamaz.
Tebligatı bekletmeyin
Ödeme emri, haciz ihbarnamesi veya satış ilanı elinize ulaştığında
yapılacak ilk iş, tebliğ tarihini not etmektir. Hangi sürenin işlediği
takibin türüne ve belgeye göre değiştiğinden, kalan sürenin hesabı ancak
evrak görülerek yapılabilir. Birkaç gün beklemek, bu alanda çoğu zaman
dosyanın sonucunu değiştirir.
Görüşmeye gelirken
Tebligat zarfını ve içindeki evrakın tamamını, alacağın dayanağı olan senet
veya sözleşmeyi, ödeme dekontlarını ve varsa önceki yazışmaları getirin.
Zarfı atmayın — üzerindeki tebliğ tarihi, evrakın kendisi
kadar önemlidir.